Hedef ve Yoldaş

İnsan, yol aldığını zanneder ya bazen ve yanıldığını görünce üzülür… İşte bu anlar, başlangıç anlarının esaslarıdır. Üzüntü yerine, daha tutumlu düşünce yapısına sahip olanlar ve iyi niyetli kimseler, bir şekilde hedefe ulaşırlar… Niyetin iyiliğindeki karşılık, Yüce Yaratıcı’nın kulu üzerindeki cilvesidir.

Hedef

Ulaşılmak istenen hedefe ulaşınca, insan önce bir dinlenir. Hedefe varmanın mutluluğudur gözlerinden okunanlar. Evet, başarılmıştır mücadele, zorlu yollar, maniler, psikolojik kaygılar ve sair, geride kalmıştır artık. Bir zaman hedefte kalır insan, geçmişini düşünür, yaşadıklarını… Yaşamadıklarını… Ve yapılan tüm muhasebeler sonucu, elde bir hedef vardır. Hedef, artık onundur. Yön verilmeyi bekleyen yeni çizgiler onu beklemektedir. Yaşamın ve insanın doğası budur, Allah (c.c) ’ın kanunu budur evvela, bizler bu kanuna riayet ile mükellefizdir. Aksini düşünmek dahi büyük bir çıkmazın içine gömülmektir Allah (c.c) muhafaza… O halde şu andan itibaren bulunduğumuz noktaya bir daha bakalım, aksini mi düşünüyoruz yoksa? Kaide tanımaz halde miyiz?

Ve Yoldaş

Belki göründüğü gibi değildir, bilindiği gibi hiç değildir. Zaman ile birçok duygu değişmiştir. Kim bilir? Nedir peki içimi kemiren ve dışımı sömürenler? Bana yardım eder misin? Ve belki yardımdan daha ötesini istiyorum, çünkü layıkıyla bilen sensin, benim kalbimdekileri bile, düşündüklerimi ve düşünecek olacaklarımı. Ve düşünmek istemediklerimi. Öyleyse birlikteyiz!

Dünyadaki Zamanlarda

Annelerimizin rahminden ve hep sonları öğrendiğimiz önceki âlemlerimizden itibaren “Dünya” adı verilen, tam yuvarlak olmayan bir kürenin içerisinde ikamet ediyoruz. (şimdi düzmüş yeni anladım) Allah (c.c) izin verirse doğuyor ve büyüyoruz. Belli aşamalardan geçerek, belli şekillere bürünüyoruz. Hayatımız alış-veriş üzerine kuruluyor, ilk temel çalışması ailede başlıyor. Ayırt etme gücü ele alınana kadar veriliyor ve sonra hep isteniyor, aslında hiç veremedikleri şeyler. Ya da, gerçekten şu anda ayırt ettiğim için bana verilmesini istediğim ama verilemeyenler… Ve biliyorum, benim Rabbim, Melikim ve İlahım kim? Ve ayırt ediyorum artık Hedef’im nedir? Esas temel çalışmaları şimdi başlıyor, yıkıldı o çok mutsuzca yapılan inşa’lar…Mimarım sensin ey Nur yüzlü yâr! ! !

Kırılan Kalplere Karşı

Bir kalbim var, bir kalbim daha var. Ve toplamda bir kalbim var. Kendisine saygıda kusur etmeyip, sevgide engel tanımayan, müsamahada coşkun ırmaklar gibi olan ben, kırılıyorum. Gökten yere düşen cam parçası gibi ve neticesinde kendi içimde kanıyorum. Gözyaşlarım gördükleriniz.. Parçalarını hissetmek nasıldır bilir misin? Bölük pörçük olmuş duyguların. Yok, oluşu bir canın, var edebilir misin ki? Özrün kıyamet gibi…

Algılayamadığım Yanılsamalar

Hangi zaman boyutuna bağlı olarak ifade edilir ki yaşadıklarım. Üzerime gelinen, düş kırıklıklarınız acıtıyor özellikle canımı. Biliyorum dedim ya Hedef’imi. Şükür, dağlar gibi… Kendisine yaslandığım. Yanıldığım algılar, kendi kendime öğrenmemi sağladı, döngü gibiydi yaşlar… Rahmet verilir göklerden ve gözlerimden geri alınırdı. Kalbimde dinlenir ve sana hazırlanırdı… Kâh kızıl, kâh mavi. Yalnız Allah bilirdi…

İçinden Çıkan Gözlerinin

Ve “gör” denildi. Görmeyi bilemeyen gözlerim kapandı ve kalbimdeydi artık kudretim. Bana verilen kudretin. Tamamıyla ruhum senin, seziyorum kaderimin tecelli buluşunu gözlerimizin kesiştiği rahmet ikliminde. Her şey O’nun (c.c) elinin altındaydı, ol dedi ve oldu. Bit demedi ki, sen bitiresin. Ol demediğin, diyemediğin gibi. Müsebbip değilsin! (Sen kendini gayet iyi biliyorsun.)

Esiriyim

Masumane düşlerimizin, sığınarak dileklerimizin, korkarak azaptan, çekinerek günahlardan, esiriyim rahmeti bol sevginin. Senin sevginin. Hiçbir şeye karşılık olamayacak derecede, tahayyül imkânı olmayan güzellikte. Yed’ine teslim ettiğim, temelde yine senin olan âşk’ın, âşk’ının, âşk’ımızın gözbebeklerine işle Ya Rabb! Sonsuz sevgilerini… 

İşte Hedef ve Yoldaş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir