Yıldız Savaşkları

Zaman zaman, zaman, zamanın en zamansız zamanında tahassul eyler gözle göremediklerimizi. Ulduz mu desem, ıldız mı desem yok ise yıldız mı desem.. Göğe bakarız sanki görür gibi, bulutlar geçit vermez bakışlardaki karanlıklara..

Uysal bir uğultuda esen esintinin izleriyle dokunmak ister göñül, elma ağaçlarına… Dokunamaz, kalır kendine öylece, bakar oña, istediği gibi derince… Dönüp durur o sırada yeryüzü, gök yüzüne yüzdeş olan yüzüyle, sevgiliye sevgili olmak isteyen elma ağacı düşkünüyle… Kızıl olur yıldız, gider uzağa ki bilinmez tuzağa… Sevgili düşer kollara ki bilinen yollara… Gelir birden mavisel ışıltı gözlere ki gider karanlık eñ diplere… Mâi bakışlardan gök süzülür, deñiz süzülür, il süzülür ki uzunca soñsuzca düşün düşü gibi eñsiz boysuzca… Deyip özüm seni özü bilir, sözüm seniñ sözüñ.. Güzüm seni yazı bilir, yüzüm seniñ yüzüñ…. Akıp giden… Ölümdür, ölüm…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir