Çocukluğumdan Kalma 3

Sıcağı oldum olası sevememişimdir. Ama yağmurdan sonra bulutların arasından kendini nazlı nazlı gösteren güneşe hayran olmamak mümkün değil galiba. Gözüme kaçan ılık ışıltısıyla içine çekiyor beni ve dalıyorum yine eski anıların içine. Bir bayram sabahı düşüyor hatırıma. Üç kız kardeş bir örnek kıyafetlerimizi giyinmeden önce arefe akşamı annemin özenle yaktığı kınalarımızı yıkıyoruz heyecanla. Heyecanla diyorum çünkü, o gece sabaha kadar kuşkusuz üçümüzde kınalarımızın elimize girmediğini görüp üzüntülere gark oluyoruz rüyalar aleminde. Şükür ki rüyalar gerçek olmuyor ve her birimizin kınası istediğimiz güzellikte görünüyor. Özenle kolonya sürüyor ve kahvaltı hazırlanana dek gözlerimizi ellerimizden alamıyoruz. Biz üç kız kardeş üçüz değildik ama hep bir örnek olurdu kıyafetlerimiz. Maksat haksızlık olmasın birinin kıyafetinde öbürünün aklı kalmasın (O zamanlar şikayet ederdik bu durumdan ama şimdi görün bizi,hep aynı şeyleri alıyoruz o zamanlara özlemden olsa gerek).
Sabahın nurunda babam bayram namazından gelmeden biz hazırlanmış olurduk ve babamda gelince hep birlikte önce sırayla bayramlaşır daha sonra da hiç bir bayram annemin eksik etmediği özenle hazırlanmış kahvaltı sofrasına otururduk. Anne elinin değdiği tost, değişmeyen menüydü bayram kahvaltılarımızda.
Her bayram özenle seçerdi annem bizim için kıyafetlerimizi. Kimi zaman eteklerimizi kendi dikerdi piliseli,piti kareli; kimi zamansa hazır alırdı.
Gel gelelim ne kadar güzel olsa da bizim bayramlıklarımız bizim gözümüz hep bir tuhafiye dükkanının vitrininde asılı duran üç örgü takımda kalırdı. Bunu çocuk aklıyla ne biz söylemişiz anneme ne de annem o yoğunluğun içinde bize sormamış ki o üç takım hiç bizim olamadı.
Hep vitrindeki yerinde kaldı ve biz ona karşıdan baktık.
Çocukluğunda içinde kalan bir ukde var mı deseler şüphesiz bunu anlatırdım.
Vel hasıl bir güneşin ılıklığı nerelere götürdü beni. Gel de çık şimdi o anıların içinden şu keşmekeşli dünyaya.
Bayram ; kınalı ellerimizin bize yaşattığı mutluluk,üç şeker,babaannemin mendilin içinde verdiği harçlık,ananemde yediğimiz el açması baklava ve bahçesindeki havuzun başında oynadığımız oyunlar kadar tatlıydı o zamanlar. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir