Zemheri Ayında Gül İstersen Böyle Olur!

Duvarda asılı duran dünya haritasına baktığım her vakit nereyi gördüğümü bilirim. Nereye gitmek istediğimi bilirim. Bazen isimlerini okuyamasam da, içimden, şu an orada olmak geçer ve ben orada olurum. Bu bir dünya haritası. Yaşadığımız dünya güya. Nerede yaşadığımı göremiyorum! İşte sevgilim geldi ve gözlerim açıldı. Şimdi görüyorum.
İnsan bazen, göçebe olmalı. Kâh Akdenizde, kâh hazar denizinde ve ruhunun gitmek istediği yerlere gitmek durumunda olmalı. Dinlenilmek üzere durulan her yere bir kuş gibi konmalı ve oraya hayat vermeli. Neyse ki her zaman böyle olamayacağımız belli. Ama yinede umutlu olmakta fayda var.
Ben, Güney Afrika’nın en güneyinde bulunan Port Elisabeth kasabasına gitmek istiyorum. Sakın sevgilimsiz gideceğimi düşünmeyin. O da benimle geliyor çünkü. Birlikte gezmeliyiz oraları! ? Zira biz sevgiliyiz. İçimizde barındırdığımız devasa bir sevgi var, birbirimize beslediğimiz. O yüzdendir ki, Onsuz hiçbir yere gidemiyorum, birlikte dünyayı dolaşabiliriz…

Tam 17 gün kalmıştı, sevgilim ile beni Güneye, en güneye götürecek geminin Karaköy limanına yanaşmasına. Yetkililer, limanın duvarlarına astıkları afişlerde, 12 Aralık 1976 tarihini vurgularcasına en büyük puntolarını kullanmışlar ve insanları cezbeden bir slogan ile; Hayalleriniz “Zemheri”de ve Zemheri 12 Aralıkta Karaköyde yazmışlar.
Sevgilimin koluna girdiğim gibi Galata Köprüsü üzerinden Eminönü’ne doğru yürümeye koyulduk. Ağırca ve şehri izler gibi yürüyorduk. Sayılı günümüz kalmıştı ne de olsa, insan özlüyor yaşadığı yerleri, ama ne yazık ki buraya dönüşümüz olmayabilir. Ecel denilen güzel melek bizi kervanına katabilir her an. Şüphesiz sevgilimin de aklından bunlar geçiyordu Galata üzerindeyken. Haklıydı, İstanbul’a geleli daha 5 yıl olmuştu, burada daha uzun yıllar vardı göreceği, kim bilir ne mutlu anlarımız olacak. Sevdiklerimizle geçireceğimiz güzel yıllarımız var diye haykırıyordu sanki göz bebekleri. Gözyaşlarım akmak üzereydi. Sevgilim üzülüyordu. Bir an sustum, konuşamadım. Acaba sevgilim gerçekten Güneye gitmek istemiyor muydu? Diye geçirdim içimden. Çok geçmeden göz bebeklerime tekrar baktı ve şehrin tüm martılarının dahi dikkat kesildiği billur edalı ses tonuyla; bu, bizim kaderimiz sevgilim, gideceğimiz yerde de mutlu geçireceğimiz zamanlarımız olacaktır, sana inanıyorum! Bu sözler ona sıkıca sarılmama yetti…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir