Makâm-ı Hazin

Yine acılarla örülü yüreğimle baş başa kaldım

Ve sen elebaşısın dertlerimin.

Sızlatıyorsun yüreğimi her an ve dayanılmaz oluyorsun,

Çünkü dayanılmaz güzelliktesin.

Ruhumu okşuyorsun, gözlerim kapalı bakıyorum yüzüne.

Ah ne kadarda güzelsin, ne kadarda benimsin.

Mutluluk kelimesinin anlamını zirvede yaşadığı bir an olsa gerek,

Şu anda yaşanılan zaman.

Şu anda çekilen acı da benimdir.

Gizli saklı kalmış bir nota gibisin kalbimin portresinde yaşayan,

Seni bulmak için feda ettim nağmelerimi,

Senin için, hep senin için, hep bizim için.

Ama ne yazık ki seni bulduğumda göçertilmiş bir makamın gözyaşlarına düştüm yine..

Sen aktın ellerimden, sen candın, canımdın,

Sen güneşim ayımdın, sen dünyamdın.

Ağlıyor makamımız, suskunca içine gömülerek defalarca,

Makam-ı mahzun oldu hüzün doldu,

Biraz da kayıp..

Köşe bucaklara çekildi birden,

Sus dedi bana, sus artık.

Nigârını yitirdin,

Kalbini ateş rüzgarları, ateş denizleri sardı..

Fırtınalı yangınlar başladı, virane oldu her sokağın, sus!

Sus artık ne olur. Dur durduğun yerde, dur artık ne olur!

Yakma canımı ne olur, benim canım sensin,

Yakma bizi ne olur. ne olur…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir