Son Üç Gün

Bilemediğim bir şeyler seziyorum havada, gökyüzünde raks eden yıldızlar var, benim yıldızım görünmüyor. Neler oluyor acaba? Hiçbir fikrim yok. Neyse, ben üşüdüm sanki, penceremi kapatayım, perdemi çekeyim ve yatağıma uzanayım. Belki yorganım bana olup bitenler hakkında bir şeyler söyler, onu dinlemeyi severim. Bilirsin..(tabi bu bilirsin klişesi geleceğin geçmişe ve geçmişin geleceğe yansımasıyla söylenilmiş bulunuyor şu anda. Bir tür zamanlar arası kırılmalar meydana gelmesin sakın düşlerde..) Yastığım çok yalnız görünüyordu, sarıp sarmaladım, sanki yavru bir kediyi severken boğazlayacak olur gibi bir hissiyat belirdi gözlerimin parlattığı duvarımda.. Yorganım ve yastığım üç maymunu oynadı durdu sabaha kadar. Oysa uyanır uyanmaz bana günlerin hep aydın olsun ve bu aydınlık bir çift gözün nuruyla olsun diyen gitarım vardı, onun şu an torunu kucağımda ve adı mahir.. Hakikaten adı gibi mahir.. Bana büyük büyük büyük babasından işittiği bir nasihati anlatmak istedi, onu dinlemek üzere yatağımda esniyordum, ve konuşmaya başladı, dinle beni zahir, o gözlerin aynı kalabilirse iyisin, yoksa kötüsün, adalara bakarken heycanlanıyorsan iyisin, yoksa kötüsün, geceler düşmansa ya da dostunda kötüsün, yoksa gündüzleri sevmelisin, etrafına bak zahir, kim kaldı geriye, mürekkepli ellerinden gayrı, ufak ve çekik gözlerinden, re teline hayıflanan, sol teli haylaz olan, kimin kaldı geriye, şarkıların mı? Şiirlerin mi? Acıların mı yoksa hayallerin mi? Ah zahir ah, inceden telaşların olurdu senin, yüzünü camına yasladığın, yağmur yüklü otobüslerde, bir kutu dolusu peynirli poğaçalarda, ve sürekli ruhuna ışıldayan nur dolu gözlerde.. Ah zahir, seni seviyorum, ama sen daha çok onu seviyorsun, belki de hâlâ âşıksın, beklide hâlâ yaşıyorsun. İşte bu ikisi aynı. Sen aynısın, o nur yumağının ‘ayn’ısın… Ve hiçbir zaman değişmeyeceksin… Sonsuza değin..

Şüphelerim var, sen adam olmazsın!?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir